Yaşam

Kadınlar Diyarbakır hatırasını anlattı

Dilan Kaya ve Gizem Kıygı “Diyarbakır’da Kültürel Çalışmalarda Kadın Haritası” başlıklı çok değerli bir çalışmaya imza attılar. Peki neden değerli?

Kaya ve Kıygı ilk olarak bu proje ile Diyarbakırlı 13 kadınla buluşup video klip çekerek Diyarbakır’ın hatırasını yaşatmaya çalıştı. Tüm şehirler zamanla değişir. Zamanla ya da insan eliyle yenerek değişir. Diyarbakır çağa ayak uydurmaya çalışan hareketli bir şehir ve tarihi Sur’u bugünkü haliyle farklı tutarsak herhangi bir modern şehirden pek farkı yok. Ama aynı zamanda insan eliyle yok edilmiş, değiştirilmek ve dönüştürülmek istenen bir şehirdir. Tarihi Sur ilçesindeki yıkımlar ve yıkılan mahallelere yapılan yeni binalar da bu değişme ve dönüşme coşkusunu gösteriyor. Bu çabanın hafızaya müdahale ettiğine şüphe yok.

“Diyarbakır Kadınları Kültürel Eser Haritası”, bu çabaya karşı hiçbir hatıra bırakmayan bir duruş olduğu için değerlidir. Kaya ve Kıygı’nın projesinde emeği geçen sinemacılar, ressamlar, müzisyenler ve yazarlar, kendi eserlerini ve anılarını paylaşarak üzerine beton dökülmek istenen gerçek Diyarbakır’ı yaşatıyorlar.

Dilan Kaya ve Gizem Kıygı, “Diyarbakır’da Kültürel Çalışmalarda Kadın Haritası” hakkında konuştu. Ancak projeye destek verenlere şunu da hatırlatmakta fayda var:

Kibele Yarman, “Diyarbakır’da Kültürel Çalışmalarda Kadınlar Haritası”nı tasarladı. 3 dilde hazırlanan yayının Türkçe baskısının editörlüğünü Aksiyon Can, İngilizce revizyonlarını Burcu Sıla Candan yaptı. Kürtçe çeviriler Serkan Delidere tarafından yapılmıştır. Haritada Dilan Kaya ve Gizem Kıygı’nın fotoğraflarının yanı sıra Meral Özdemir ve SALT Arşivi’nin bireysel fotoğrafları kullanıldı.

KADINLARLA HAFIZA YOLCULUĞU

Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği (DKVD) tarafından yürütülen projede Suriçi’nin anısını işleyen Dilan Kaya, bu projede ortağı Gizem Kıygı ile birlikte haritaya hayat verdi.

Diyarbakır’da hafızası şiddet ve baskıyla kesintiye uğrayan kadınların hafızasını kayıt altına alıp bir harita üzerinde derlemenin imkanlarını araştırdığını söyleyen Kaya, “Haritayı hazırlarken, bunun üzerinde çalışırken. mekanların katmanlı hafızası, kadınların hafızası dikkatimizi çeken bir mekan oldu.”

Şehir haritası üretmenin yeni bir şey olmadığını, pek çok şehrin farklı temalarda haritalandırıldığını belirten Kıygı, Diyarbakır için üretilen haritaların çok sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. azdı Bunu biraz da ilk harita projesi üzerinde çalışırken fark ettik. Yani bu çalışma bu kadar kadın çalışıyorsa Diyarbakır’ın kültür alanında düzenli bir yerde neden göremiyoruz ya da bu kadınların izlerini neden okuyamıyoruz sorusuyla başladı diyebiliriz. yerlerde.”

KİŞİSELDEN ŞEHRİN HİKAYESİNE

Haritada 13 kadın yaşadıklarını, anılarını ve tanıklıklarını anlatıyor. Bu isimlerin nasıl seçildiğini anlatan Kaya, “Harita, heykeltıraşların, ressamların, müzisyenlerin, yazarların, arkeologların ve çok farklı kültürel çevrelerden gelen kadınların hikayelerinden oluşuyor. İsimler belirli temalarda misafir ağırlamak amacıyla belirlendi” diyor.

Kadınların anlattığı hikayenin bireysel olmaktan çıkıp tüm şehrin hikayesine dönüştüğünü vurgulayan Kaya, “Aslında duyduğumuz tüm hikayeler bireyseldi. Bir kadının hikayesiydi ama günün sonunda bir şehrin hafızasını katman katman örmenin hikayesiydi. Bu harita, sadece insanları değil, şehrin hayvanlarını, bağlarını, bağlarını, sesini, kokusunu da içine alan, hiç duyulmayan, görülmeyen, görülmek istenen bir hatırayı aktarmaya çalışan bir dil kuruyor.”

Gizem Kıygı ise kültürel üretim denen alanın çok geniş olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bir yandan edebiyata, diğer yandan müziğe, sahne sanatlarına ve zanaatkarlığa uzanıyor. Doğal kültür üretimi sadece bu sanatları icra eden bireylerle sınırlı olmayıp, ortam yaratmak da işin çok değerli bir yönüdür. Mekanlar kurmak, oraları işletmek, esnafı buluşturacak düzenlemeler yapmak… Bu işin çok emek isteyen ama kamusal alanda pek görünmeyen kısmı. Bu alanları göz önünde bulundurarak kültür alanında profesyonel üretim yapanları bir araya getirmeye çalıştık.”

Harita için yapılan görüşmeler için 13 kadın yapımcı ile görüşülmüştür.

Diyarbakır’ın kültürel emeğindeki kadınların hafızasının bu kadınlarla sınırlı olmadığını belirten Kıygı, “Şehrin hafızasını ya da kent yaşamını anlatan sanatçıları ve kültür profesyonellerini bir araya getirme kaygımız vardı. Çünkü öte yandan bu aslında bir mekânsal proje” dedi.

DİYARBAKIR’A ÖZEL ALANLAR

Kıygı, Diyarbakır’ın nasıl bir yer olduğunu haritayı eline alan kişiye göstermek için şöyle anlatıyor:

“Bunlardan biri de kadınların kurdukları veya kurulmasına ve sürdürülmesine katkıda bulundukları kurumlardır. İdari de olabilir. Müzeler, müzelerin yaratım süreçleri veya onarım projeleri olabilir. Haritada böyle bir anlatım ve tema var. Bir obur, artık var olmayan veya var olan, ancak topluluklarını kaybetmiş yerler. Burada kadının, hatta Diyarbakır’ın çok kültürlü hafızası devreye giriyor. 2015 öncesine bir bakış var, oradaki yıkım, şehrin farklı tarihsel dönemlerde erozyona uğraması ama kadınların hafızasında hâlâ yaşatılması var. Üçüncüsü, kadın topluluğu. Kadınların kamusal alanlarda vakit geçirdikleri ve hafızalarına kazındıkları mekânsal pratikler vardır. Bunlar daha çok Diyarbakır’a özgü kriterler. Diyarbakır’da avlularda su ile bağlantı, kentin çevresindeki yeşil alanlarla ilişki, kent bahçeciliği ve bahçeciliği, insan dışı varlıklarla ilişki içeren bir tanıtım pratiği vardır. Üçüncü rotada ise onu takip etmenizi öneriyoruz.”

İKİ DİYARBAKIR

Diyarbakır deyince gözümde iki Diyarbakır canlanıyor. Biri çağdaş yapıları ve sosyal mekanlarıyla sonradan kente eklemlenmiş izlenimi veren yeni Diyarbakır. Bir diğeri de tarihi, özgün mimarisi ve yaşam biçimiyle Suriçi’nin “esaslısı” diyebileceğimiz Diyarbakır. 2015 yılında başlayan çatışmalarda ne yazık ki ana Diyarbakır büyük ve telafisi mümkün olmayan yaralar aldı. Altı mahallesi yıkıldı ve yerine yeni binalar yapıldı. Bu, şehrin sosyal ve kültürel alanına yapılan en önemli siyasi müdahaleydi.

Çatışmaların 2016 yılında sona ermesine rağmen söz konusu mahallelere 4 yıl boyunca kimse girememiş ve kapalı alanda yaşananlardan kentlilerden kimsenin haberi olmamıştır. Nihayet yasak kalkınca şehrin benimsemediği bir yapı tarzıyla karşılaştık. Altı mahalleye yas tutma ve konuşma fırsatı bile verilmedi.

Burada harita bir yandan ana Diyarbakır’ın imajını ve hafızasını hatırlatırken, diğer yandan yaşananları göstererek bir direniş alanı oluşturuyor.

HARİTA HAFIZADA KONUŞMAK İÇİN YER OLUŞTURUR

Dilan Kaya, haritayı takip ederek izledikleri yürüyüşün, yaşananların yanı sıra anıların konuşulmasına da alan açtığını söylüyor. Harita ile silinmek istenen hafızayı yaşatmaya çalıştıklarını belirten Kaya, “Hazırladığımız harita bitmiş bir harita değil, sadece bir başlangıç, hafızanın unutulmaması için hazırlanmış bir belge. ”

Culture CIVIC: Kültür Sanat Güçlendirme Programı’nın katkılarıyla hazırlanan haritayı takip ederek Suriçi’ni dolaşan Diyarbakırlılar, anılarını tazeleyecek ve anılarını paylaşarak yeni anlatılara olanak sağlayacak. Diyarbakırlı olmayanlar ise kendilerine sunulan ile ana Diyarbakır merkezi arasındaki farkı görebilecekler.

Haritanın basılı versiyonuna sahibim, ancak şu anda pek çok kişiye teslim edilmedi. Kıygı, haritanın “ona sahip çıkacak, koruyacak, arşivleme gücü yüksek, hafızaya değer veren insanlara” ulaşmasını hedeflediklerini belirtiyor.

Kadınların dijital ortamda anlattığı hikâyelere buradan ulaşmak mümkün.

tepebasi-haber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu